Yazının icadı üzerine konuşurken çoğu zaman aynı birkaç cümleye takılıp kalıyoruz; bu yazıda biraz geri çekilip meseleye yeniden bakmak istiyorum.
Sözlü tarih, kayda geçmemiş hayatların en değerli arşivi. Tarih, geçmişi olduğu gibi değil, bugünün sorularıyla okuma sanatıdır. Gündelik hayatın izleri, büyük olayların gölgesinde unutulmaya yatkındır.
Geçmişle kurduğumuz ilişki, geleceğe bakışımızı da şekillendiriyor. Tarihçinin işi kesin hükümden çok, iyi soru sormaktır.
Her kentin sokaklarında okunmayı bekleyen sayfalar var. Siz hangi noktada farklı düşünüyorsunuz, merak ediyorum.
4 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.