Dönüm noktaları üzerine konuşurken çoğu zaman aynı birkaç cümleye takılıp kalıyoruz; bu yazıda biraz geri çekilip meseleye yeniden bakmak istiyorum.
Dönüm noktaları geriye bakınca net görünür, yaşanırken ise belirsizdir. Geçmişi anlamak, onu aklamak ya da yargılamak değil, bağlamıyla görmektir. Tarih, geçmişi olduğu gibi değil, bugünün sorularıyla okuma sanatıdır.
Gündelik hayatın izleri, büyük olayların gölgesinde unutulmaya yatkındır. Tarihçinin işi kesin hükümden çok, iyi soru sormaktır.
Sözlü tarih, kayda geçmemiş hayatların en değerli arşivi. Sizce bu tablo önümüzdeki yıllarda nasıl değişir?
0 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.