Cumhuriyet dönemi, görünürde basit bir konu; ama biraz kazınca altından birbirine bağlı pek çok soru çıkıyor.
Her kentin sokaklarında okunmayı bekleyen sayfalar var. Tarihçinin işi kesin hükümden çok, iyi soru sormaktır. Sözlü tarih, kayda geçmemiş hayatların en değerli arşivi.
Dönüm noktaları geriye bakınca net görünür, yaşanırken ise belirsizdir. Tarih, geçmişi olduğu gibi değil, bugünün sorularıyla okuma sanatıdır.
Geçmişi anlamak, onu aklamak ya da yargılamak değil, bağlamıyla görmektir. Benzer bir deneyim yaşadıysanız paylaşırsanız sevinirim.
0 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.