Toplumsal hafıza üzerine konuşurken çoğu zaman aynı birkaç cümleye takılıp kalıyoruz; bu yazıda biraz geri çekilip meseleye yeniden bakmak istiyorum.
Şehirde herkes kalabalık, ama kimse tanıdık değil gibi hissediyor. Nesiller arası konuşmalar, birbirini yanlış anlamayı önleyen köprüler. Çocukluktan kalan sofra sohbetleri, kim olduğumuzun temellerini atıyor.
Dinlemek, konuşmaktan daha az görünür ama daha çok iş görür. Nezaket, en az maliyetli ve en çok karşılığı olan toplumsal yatırım.
Yalnızlık bir tercih olabileceği gibi, çoğu zaman da bir sessiz çağrıdır. Sizce bu tablo önümüzdeki yıllarda nasıl değişir?
3 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.