Son zamanlarda hikâye anlatıcılığı konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Okurken bıraktığımız altı çizili satırlar, kendi haritamızdır. Bir cümlenin ritmi, bazen anlamından daha uzun yaşar. Bir hikâyenin gücü, anlattığı olaydan çok anlatış biçiminde saklı.
Her yazar önce iyi bir okurdur. Edebiyatın görevi cevap vermek değil, daha iyi soru sordurmaktır.
İyi bir roman, okuru kendi hayatına başka bir pencereden bakmaya davet eder. Siz hangi noktada farklı düşünüyorsunuz, merak ediyorum.
1 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.