Son zamanlarda edebiyat ve şehir konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Bir hikâyenin gücü, anlattığı olaydan çok anlatış biçiminde saklı. Okurken bıraktığımız altı çizili satırlar, kendi haritamızdır. Kahramanlar zamanla bizim iç sesimizin bir parçasına dönüşüyor.
Şehirler, edebiyat sayesinde belleklerde yeniden kurulur. Çeviri, bir eseri ikinci kez yazmak gibi yorucu ve görünmez bir emek.
Edebiyatın görevi cevap vermek değil, daha iyi soru sordurmaktır. Bu konuda önerebileceğiniz bir kaynak varsa yorumlara bırakın.
2 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.