Son zamanlarda ahlak ve vicdan konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Maneviyat arayışı, çağın hızına verilmiş sessiz bir cevap gibi. Ritüeller, topluluğu ortak bir ritme bağlar. İnanç, bireyin en kişisel alanı; saygı bu alanın ilk şartı.
Hoşgörü, farklılığı yok saymak değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenmektir. İdeolojiler, dünyayı basitleştirdiği ölçüde rahatlatır ve daraltır.
Soru sormak, çoğu zaman inancın düşmanı değil, derinleşmesinin yoludur. Benzer bir deneyim yaşadıysanız paylaşırsanız sevinirim.
3 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.