Son zamanlarda din ve sanat konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Soru sormak, çoğu zaman inancın düşmanı değil, derinleşmesinin yoludur. Ritüeller, topluluğu ortak bir ritme bağlar. Vicdan, bütün öğretilerin kesiştiği sessiz bir yerde duruyor.
Kesin cümleler konforlu, ama sorular daha verimlidir. Maneviyat arayışı, çağın hızına verilmiş sessiz bir cevap gibi.
Bir tartışmada karşımızdakinin niyetini sormak, çoğu kavgayı önler. Sizce bu tablo önümüzdeki yıllarda nasıl değişir?
1 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.