Son zamanlarda hoşgörü konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Ritüeller, topluluğu ortak bir ritme bağlar. İnanç, bireyin en kişisel alanı; saygı bu alanın ilk şartı. Farklı dünya görüşlerini anlamak, onlarla aynı fikirde olmayı gerektirmez.
Maneviyat arayışı, çağın hızına verilmiş sessiz bir cevap gibi. Kutsal metinleri okurken bağlamı bilmek yargıdan önce gelir.
Soru sormak, çoğu zaman inancın düşmanı değil, derinleşmesinin yoludur. Benzer bir deneyim yaşadıysanız paylaşırsanız sevinirim.
4 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.