Tasavvuf, görünürde basit bir konu; ama biraz kazınca altından birbirine bağlı pek çok soru çıkıyor.
İnanç, bireyin en kişisel alanı; saygı bu alanın ilk şartı. Vicdan, bütün öğretilerin kesiştiği sessiz bir yerde duruyor. Soru sormak, çoğu zaman inancın düşmanı değil, derinleşmesinin yoludur.
Maneviyat arayışı, çağın hızına verilmiş sessiz bir cevap gibi. Gelenek, geçmişin bize bıraktığı emanet; yorumlamak ise bizim görevimiz.
Kesin cümleler konforlu, ama sorular daha verimlidir. Sizin bu konudaki deneyiminiz nedir?
1 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.