Klasik eserlerin dili, görünürde basit bir konu; ama biraz kazınca altından birbirine bağlı pek çok soru çıkıyor.
Okurken bıraktığımız altı çizili satırlar, kendi haritamızdır. Bir cümlenin ritmi, bazen anlamından daha uzun yaşar. Her yazar önce iyi bir okurdur.
Kahramanlar zamanla bizim iç sesimizin bir parçasına dönüşüyor. Çeviri, bir eseri ikinci kez yazmak gibi yorucu ve görünmez bir emek.
Kısa öykü, bir anı büyüteçle okutan tür. Benzer bir deneyim yaşadıysanız paylaşırsanız sevinirim.
3 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.