Son zamanlarda Türk romanının doğuşu konusu sık sık karşıma çıkıyor ve her seferinde aynı soruyu sordurtuyor: gerçekten ne biliyoruz?
Şehirler, edebiyat sayesinde belleklerde yeniden kurulur. Bir cümlenin ritmi, bazen anlamından daha uzun yaşar. Her yazar önce iyi bir okurdur.
Kahramanlar zamanla bizim iç sesimizin bir parçasına dönüşüyor. Bir hikâyenin gücü, anlattığı olaydan çok anlatış biçiminde saklı.
Şiir, az sözle çok şey söylemenin en cesur hâli. Benzer bir deneyim yaşadıysanız paylaşırsanız sevinirim.
5 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.