Çeviri edebiyatı, görünürde basit bir konu; ama biraz kazınca altından birbirine bağlı pek çok soru çıkıyor.
Okurken bıraktığımız altı çizili satırlar, kendi haritamızdır. Edebiyat, tarihin kuru bilgiyle anlatamadığı duyguyu taşıyor. Çeviri, bir eseri ikinci kez yazmak gibi yorucu ve görünmez bir emek.
İyi bir roman, okuru kendi hayatına başka bir pencereden bakmaya davet eder. Şehirler, edebiyat sayesinde belleklerde yeniden kurulur.
Kahramanlar zamanla bizim iç sesimizin bir parçasına dönüşüyor. Sizce bu tablo önümüzdeki yıllarda nasıl değişir?
1 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.