Herkesin sözlü tarih konusunda bir hikâyesi var; benimki küçük bir gözlemle başladı.
Geçmişi anlamak, onu aklamak ya da yargılamak değil, bağlamıyla görmektir. Dönüm noktaları geriye bakınca net görünür, yaşanırken ise belirsizdir. Her kentin sokaklarında okunmayı bekleyen sayfalar var.
Gündelik hayatın izleri, büyük olayların gölgesinde unutulmaya yatkındır. Sözlü tarih, kayda geçmemiş hayatların en değerli arşivi.
Tarihçinin işi kesin hükümden çok, iyi soru sormaktır. Sizce bu tablo önümüzdeki yıllarda nasıl değişir?
0 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.