Herkesin eski mektuplar konusunda bir hikâyesi var; benimki küçük bir gözlemle başladı.
Bilgi çoğaldıkça kaynakları ayırt etme becerisi daha da önem kazanıyor. Geçmişi anlamak, onu aklamak ya da yargılamak değil, bağlamıyla görmektir. Tarihçinin işi kesin hükümden çok, iyi soru sormaktır.
Her kentin sokaklarında okunmayı bekleyen sayfalar var. Sözlü tarih, kayda geçmemiş hayatların en değerli arşivi.
Geçmişle kurduğumuz ilişki, geleceğe bakışımızı da şekillendiriyor. Siz hangi noktada farklı düşünüyorsunuz, merak ediyorum.
3 yorum
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yapabilmek için giriş yapın.